Kendin Gibi Olduğun Yer : Sosyal Medya

Facebooktwitterpinterestlinkedininstagramfoursquare

Aslında dün attığım tweetlerle baya bir tezat oluşturuyor başlığım. Ancak bir kez de farklı perspektiften yaklaşmak istedim.

Fake hesaplar, olduğu gibi görünemeyen adamlar sorunuyla daha önce de defalarca karşılaştık. Daha 1 ay önce, sözde avukat, özde ne idüğü belirsiz bir tribün çocuğuyla uğraştığımızı bilen bilir. Gerçi pek uğraşmak da denemez, baro levhasında adın yoksa kıllanır insanlar, söylediğin yerde büron yoksa sinirlenir, sonra da foyanı ortaya çıkartırlar.

Yeni vakamız da Mina Demiral. Ya da orijinal adı her ne haltsa artık. Bizler O’nu yaklaşık 3 senedir spoilt_bunny adıyla tanıyoruz. Meğersem swiss_bunny’miş de haberimiz yok. Benim bildiğim hikayesi şöyle; Mina Ankara orijinli, Zürih’te yaşayan, oldukça iyi eğitimli ve de güzel bir kız. Galatasaraylı. Bir eli yağda, bir eli balda bir beyaz Türk örneği.

Aslı ne çıktı bilemiyoruz, ama yazdıklarıyla hepimizin iyi niyet damarına dokunan Mina’nın görüntüsü sahte çıktı. Bilimum Kuzey Avrupa ülkesi bloggerlarından aparttığı fotoğrafları, yaşıyormuşcasına kullanmış. Annesinin kanser olmasından, dedesinin ölümünden nemalanmış. İnsanları çekmediği acılara ortak etmiş.

Fenomen değildi Mina, takipçi sayısı 2000 – 3000 arasında seyreden, en eski Twitter kullanıcılarından biriydi sadece. Ama eskiydi, eskilerin tamamını tanırdı, ve insanların büyük çoğunluğu onu severdi. Güzelliğine tav olan medyatikler, gazeteciler de yok değildi ama benim tanıdığım insanların büyük çoğunluğu, temiz sandığı kalbi yüzünden onu sevdi.

Ben çok üzüldüm. Tertemiz bir vicdanım, iyi niyetin dibine vurmuşluğum yok ama dost görerek sevmiştim Mina’yı. Fazla bir sırrımı anlatmamışım, özelimi paylaşmamışım Allah’tan. Konuşsa yer yerinden oynamayacak benim için. Ama insanın genel anlamda güveni sarsılıyor işte. Bildiğim kadarıyla kimseyi dolandırmamış, 3 – 5 amsalak dışında kimsenin hayalleriyle de oynamamış.

Peki neden Mina olduğu gibi? Gerçekler ortaya çıkınca, insanların çoğu bunun bilinçli yapılmış bir sahtekarlık olduğuna inandı. Tıpkı avukat vakasında olduğu gibi, ben bunun çok bilinçli olduğunu düşünmüyorum. Öncelikle karakter olarak tanıdığımız Mina’nın farklı olmadığı, düşüncelerinin bambaşka olmadığı kanısındayım. Mina gerçekten de sol ile dans eden bir beyaz Türk, gerçekten Galatasaraylı ve bu sarı – kırmızı değerleri biliyor, gerçekten iyi niyetli bir yanı var.

Ama bir yandan da artık şizofreni midir, bipolar mıdır, çoklu kişilik bozukluğu mudur, adını psikiyatrlar koysun, bir Mina daha var. Bu Mina hasta, bu Mina kötü niyetli ve iki Mina birbirini ne şekilde kontrol ediyor hiçbirimiz bilemiyoruz. Yine de bu Mina’nın olduğu gibi yazdığı gerçeğini değiştirmiyor, bir vesile ile hasta olduğunu da öğrenmiş olduk. Bundan sonrası kişisel kararlarımız artık. İki Mina’yla da muhatap olmak istiyor muyuz, istemiyor muyuz?

Bütün bu mevzuda akılda kalan soru işareti ise, bu sahtekarlığı ortaya çıkartanın kim olduğu. Spor basınının Mina’ya aşık oluşunu bu kadar salyalar akıtarak yazdığına göre sonunda Rıdvan Dilmen falan çıkarsa şaşırmam.

Facebooktwitterpinterestlinkedininstagramfoursquare

4 thoughts on “Kendin Gibi Olduğun Yer : Sosyal Medya

  1. GİALLOROSSOPERA on

    fotodaki manita kim pek önemi yok çift kağıtlı gibi gözüküyor elindeki tüttürüyor.. elitmiş. bir de beyaz Türkler artık sol ile dans etmesin. kemalizmle sosyalizmin birbirine karıştırılması fena halde kabak tadı verdi.

  2. Eskiden bunun bir de facebook profili vardı. Orda da bir sürü fake fotoğrafları vardı; artık nasıl yedirdiyse; bende yemiştim o zamanlar. Ama sadece güzel oluşuna bakarak değil, sohbeti de keyifliydi kendisinin. Daha sonra telefonla 3-4 kere konuşmuşluğum bile vardır, ancak hep o aradı tabii ki ve gizli numaradan.

    Hayatı kesinlikle fake, şizofren mi bilmiyorum ancak bişeylerden kaçtığı ya da saklandığı açık. Erkek avcısı diyebilirsiniz; takıldığı adamlara da örnek verebilirim ancak yeri burası değil. özel olarak ilgilenirseniz, mailinizi verin, oraya bilgi veririm.

    Özünde iyi bir kız, ilgi istiyor ve sanırım kimlik karmaşası yaşıyor. Yazık üzüldüm böyle afişe olmasına ancak ben bunları 2010’un son aylarında anlamıştım zaten; başka kek gibi yutmuştum ancak anlıyorsunuz tutarsızlık olunca.

    Sosyal medya için güzel bir vaka oldu bence. Mina’cım (ya da ismin her neyse) bunları okuyorsan; bence düzgün bir açıklama yapmanın zamanı geldi de geçiyor bile.

    Z.

  3. Schatusi on

    Kendi gibi mi oldu, yoksa kafasında çizdiği karakteri mi canlandırdı? Gerçekten iyi, ılımlı biri miydi yoksa gerçek hayatta agresif, kimseyi çekemeyen, benim diyen ve 2. planda kalmaya dayanamayan,paranoyakça davranan ailesini yıpratan biri miydi? Krallığını twittera kuran, vermesi gereken imsanlardan çaldığı zaman ve sevgiyi twitter da harcayan biri miydi yoksa? Düşünüyorum da böyle birinin eşi , annesi , çocuğu olmak nasıl olurdu diye.. Düşünemiyorum… Hayal bile edemiyorum…

  4. GİALLOROSSOPERA on

    Starbucks masalarında uyutucu katalan futbolu üzerine üç bilinmeyenli denklemler kurup; -hafif sol edebi tarzla- kadına kıza futbol satan ‘çakma playbol’ sosyal medya ‘spor gazetecisi’ kavramını yerle yeksan etmesi süper olmuş bu hanımkızın.

    3 spor müdürü , bilmem kaç spor yorumcusu…

    futbolu entelektüel sosa bulayıp, gerçek hayattan koparıp, twitter üzerinden kadına kıza ‘olmayan’ bilginizi satmaya devam edin bakalım elitler… ama transfer duyumu üzerinden dm cilik oynamanın sonu da böylesine kandırılıp rezil olmak olabiliyor..

    bu kızın amacı bu mu? bilemem. Adını ilk defa bu sitede duydum, şükür reel hayattan tanımadığım kimseyi takibe almıyorum ama ‘spor müdürü ve spor yorumcusu’ kavramlarının twitter da aldığı o ucube şekilsizliği yıkması -bilerek veya bilmeyerek- bir başarıdır.

    Çünkü bu futbolun özünü sokaktan koparıp kendine yazar – yorumcu diyen ‘görece fenomen’ kitlenin ilk ‘karıya kıza fütursuzca asılma’ rezaleti değil.

Bir Cevap Yazın