İlişkilerde Mahşerin Dört Atlısı

Facebooktwitterpinterestlinkedininstagramfoursquare

Geçtiğimiz yıl Pınar Dölarslan‘ın kapalı bir gruba verdiği koçluk hizmetlerinden faydalanıyordum. Pınar harika bir koç, aynı zamanda da iyi bir dost ve eğitmen. Bana çok çeşitli konularda katkısı oldu. Özellikle de “sabırla dinleme” üzerine. Seanslara başladığımdan beri satır aralarını okumaya daha bir meyilli, dinleyen ve işiten bir iletişimciye dönüştüm diyebilirim. Elbette daha ilerleyecek çok yolum var ama özellikle sevdiceğim kendisine binlerce kez teşekkür etmeli.

Mahşerin Dört Atlısı

Pınar’dan öğrendiğim en önemli mesele ilişki toksinleriydi diyebilirim. Sayesinde ben de ilişkisini yargısız alanda değerlendirmeye çalışan, işiterek adımlar atmaya gayret gösteren ve dahası toksinleri daha fazla zehirlemeden yakalayabilen bir sevgiliye dönüştüm. Bununla ilgili yaptığımız en önemli çalışma ise derin demokrasi ile başlayıp, “Mahşerin Dört Atlısı” ile bitirdiğimiz özel süreçti. Bilmeyenler için, derin demokrasi (deep democracy); her kişinin ve kesimin çekinmeden sesini duyurabileceği, herkes tarafından susturulmadan dinleneceği, önceliği karar vermek olmayan, konuları konuşup tartışarak açıklık kazandırmayı, farkındalığı zenginleştirmeyi önemseyen yönetim anlayışı. Derin demokrasi ve Dünya Çalışması hakkında geniş bilgi için buraya tıklayabilirsin. “Mahşerin Dört Atlısı” ise mümkün mertebe kaçınılması gereken toksik davranışlarımıza deniyor. Gottman‘in, 35 yılı aşan sürede 3 bin çiftle yaptığı bilimsel çalışmalar sonucunda geliştirdiği Gottman Çift Terapisi, etkileşimleri izlenen bir çiftin evliliklerinin başarılı mı başarısız mı olacağı %90 oranında tahmin edilebilebildiği bir proje.

Burada derin demokrasiyi anlatmak hem uzun, hem de ilişkilerden ziyade siyaseten benimsenmesi gereken bir ekol. Bu sebeple “Mahşerin Dört Atlısı” üzerinden, hiç değilse ilişkilerimizde neyin tıkandığını bulmak adına yazmaya çalışacağım. “Mahşerin Dört Atlısı”; hızla tırmanmalarına izin verilirse ilişki açısından ölümsüz sonuçlara neden olan davranış kalıpları olarak özetlenebilir. Evlilik yürütmek için elzem görülebilen bu çalışma aynı zamanda iş hayatı, grup dinamikleri gibi farklı iletişimler için de oldukça önemli bir perspektif diyebiliriz, zira özünde hayatımızdaki insanları bu davranışlar ile kendimizden uzaklaştırıyoruz. Davranışlara gelince;

Eleştiri: Beraber yaşadığımız kişi hakkında elbette her zaman şikayetlerimiz olacaktır. Ancak şikayetle eleştiri arasında dünya kadar fark var. Şikayet eşinizin başarısız olduğu bir eyleme yöneliktir. Eleştiri ise eşinizin karakterine veya kişiliğine yönelik bazı olumsuz sözleri de içine alan daha genel bir şeydir. “Banyodan sonra ıslak havluyu yatağın üstüne attığın için sana kızgınım, bunu böyle yapmayacağın konusunda daha önce anlaşmıştık” demek bir şikayet iken, “Niçin bu kadar pasaklısın, hiç bir şeyi umursamıyorsun” demek bir eleştiridir.

Küçümseme: Örneğin çiftlerden biri unutmamak için kendine iş listesi yaptığında diğeri “ne yani listelerin gerçekten işe yarayacağını mı sanıyorsun, eminim işler artık tıkır tıkır yapılacaktır, bence senin hiç unutmayacağın tek şey televizyonun karşısına geçerken hazırlayacağın patlamış mısırdır” diyorsa burada iğneleme, kuşkuculuk ve hor görme vardır. Sıfat yakıştırma, göz devirme, küçümseme, alay etme ve kara mizah da öyledir. Hangi şekilde olursa olsun dört atlının en kötüsü olan küçümseme, tiksinmeyi ima ettiği için ilişkiyi zehirler. Eşlerden biri diğerine kendisinden tiksindiği mesajını verirken bir sorunun çözülmesi gerçekten imkansızdır.

Savunmacılık: Eşiniz sizi eleştirdiğinde kendinizi savunmaya geçmeniz şaşırtıcı değildir. Bu anlaşılabilir bir şey olsa da araştırmalar bu yaklaşımın istenen sonucu pek doğurmadığını göstermektedir. Saldırıya geçen eş, pes etmez ya da özür dilemez. Bunun nedeni, kendini savunmanın bir çeşit karşı tarafı suçlama olmasıdır. Söylenen asıl şey “sorun bende değil, sende” dir.

Duvar Örme: Tartışmaların sert başlayıp, eleştiri, küçümseme ve kendini savunmayla devam ettiği ilişkilerde, en sonunda eşlerden biri iletişimi keser. İşte bu, dördüncü atlının habercisidir. Duvar örme, diğer üç atlıya göre ilişkinin daha sonraki aşamasında gelir. Kişiler artık şikayetlenmelerinin diğerini etkilemediğini düşünmeye başlarlar. Ancak bu yanıltıcıdır. İnsanlar genellikle dolup taşma hissine karşı bir koruma olarak duvar örerler.

Mahşerin Dört Atlısı

Bu davranışları objektif ve yargısız alanda değerlendirmeye başladığımızda aldatmadan maddi sorunlara kadar onlarca problem çözülüyor ilişkilerde. Hem sevdiğini, hem de kendini, bu toksik davranışların sınırlarında tanımak; kimin hangi Mahşerin Dört Atlısı’nı neden kullandığının anahtarı zira. Ne demiş tarihin en eski stratejisti;

“Eğer düşmanı ve kendini biliyorsan, yüz savaşın sonucundan bile korkmana gerek yok. Eğer kendini biliyor ama düşmanı bilmiyorsan, kazandığın her zafer için bir de yenilginin acısını tadacaksın. Eğer ne kendini ne de düşmanı biliyorsan, her savaşta yenik düşeceksin.

-Sun Tzu-

Facebooktwitterpinterestlinkedininstagramfoursquare

Bir Cevap Yazın