Yalılar, Uçaklar ve Ayakkabı Kutuları

Facebooktwitterpinterestlinkedininstagramfoursquare

Yazmayayım dedikçe ülkenin çivisi çıkıyor, herkes bir ayrı sıçıyor, sinirlendikçe de yazasım geliyor arkadaş. Sanırım mizahi açıdan konuya en güzel Uykusuz yaklaştı, ya da ben henüz bu kadar net durumu ifade eden bir görsel daha göremedim.

Gördüğüm başka şeyler oldu ama, mesela Pazar günü forumların Kadıköy’de bir başarıya daha imza attığını gördüm. Polislerin nasıl ikiye bölündüğünü gördüm, ılımlı İslamcıların kafa karışıklığını gördüm, Ebru Gündeş’in yürek dağlayan gözyaşlarını gördüm.

Bir de Ayaz bebeği gördüm, Konya’nın ayazında öldü camı bile olmayan bir evin ortasında. Babası asker, kadın çalışamıyor, devletin umurunda bile değil. Kirası 150 lira olan camsız kerpiç bir evde yaşamaya çalışıyorlar, yaşayamıyorlar da haliyle.

Berkin’in annesini gördüm daha bir kaç hafta önce. Muharrem’i gördüm, Mehmet’in kardeşi. Hasan Ferit’in dedesini gördüm Pazar günü. Eriş’i gördüm daha dün, Ferit’in kardeşi. Hastanelerde, cenazelerde, mitinglerde gördüm bu insanları ben. Boğazda yalılarını, uçaklarını, ayakkabı kutularını değil; evlatlarını kaybeden ya da kaybetme mücadelesi veren bu insanları yeni gördüm. Çok mutluyum böylesine onurlu insanları tanıdığım için, ve çok mutsuzum bu tanışıklıklara birilerinin yalıları, uçakları, ayakkabı kutuları vesile olduğu için.

Ve olur da ekranlarda salya sümük ağlayan hırsızlardan daha uzun yaşarsam andımdır, mezarınızın üzerine çocuk parkı dikmeyen namert olsun! Hiçbir halta yaramadığınız bu hayatın bedelini öldüğünüzde 2 filize molekül olarak ödersiniz belki…

Facebooktwitterpinterestlinkedininstagramfoursquare

Bir Cevap Yazın